Blogum için ayrıca bir hosting almaya karar verdikten sonra çıkan bazı problemlerden dolayı yazmaya uzun bir süre ara vermiştim. Problemleri çözdüm. Şimdi tekrar başlıyorum. Fakat artık yazılarım burada yer almayacak. Yeni yazılara www.dogruyasamak.com adresinden ulaşabilirsiniz. RSS üzerinden takip ediyorsanız tekrar eklemeniz gerekiyor. Yazıları e-mail ile alıyorsanız da yeni siteye www.dogruyasamak.com ‘dan ulaşarak tekrar kayıt olmanız gerekiyor.
DEĞİŞİKLİK
1 kategorisinde yayınlandı
Neden yiyoruz? Neden beslenmeliyiz?
İnsan neden yemek yer? Beslenmek için mi? Yoksa yemekten zevk aldığı için mi? İhtiyacımız olan besinleri almak için bir şeyler yememiz gerektiği çok açık ve net. Peki o zaman yediğimiz her şeyin besin değerinin yüksek olmasını sağlamaya çalışmamız gerek, değil mi? O zaman neden besin değeri çok düşük olan ve hatta vücudumuza zararlı şeyleri de yiyoruz? Çünkü zevk alıyoruz, kolayımıza geliyor, alışmışız, üzerinde fazla düşünmüyoruz ve en acısı da bazılarının zararlarının farkında bile değiliz.
Zevk almak ve açlık duygusunu bastırmak için kolayımıza ne geliyorsa, neye alıştıysak, üzerinde fazla düşünmeden ve bilinçsizce bir şeyler yiyoruz. Yediğimiz bir çok şeyin fazla besin değeri olmadığı gibi her hangi bir fiziksel yararı da yok, hatta zararı var. Evet, zihinsel olarak çok iyi hissetmemizi sağlıyor ve bizi çok mutlu ediyor olabilir. Stresimizi azaltıyor ve üzerimizdeki gerginliği de alıyor olabilir. Sosyalleşmemizi de sağlıyor olabilir. Fakat sağlığımızı yavaş yavaş etkilediği de bir gerçek. Öncelikle bunun farkında olmak önemli. Stres ve gerginliğin insan sağlığı üzerinde etkisi, kötü bir yemekten çok daha etkili. Aynı zamanda mutluluk duygusu iyi bir yemekten çok daha faydalı. Dolayısıyla, besin değeri düşük ve hatta sağlığımıza zararlı şeyleri daha mutlu olmak ve stresimizi azaltmak ve sosyalleşmek için de tüketiyoruz.
Asıl amacı vücudumuzun fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak olan beslenmenin, günümüzde ne amaçlarla(zevk almak, stresimizi azaltmak, mutlu olmak, sosyalleşmek…) gerçekleştirdiğimizi kısaca yukarıda anlattım. Eğer doğru beslenmek istiyorsak öncelikle beslenmenin asıl amacının farkında olmak çok önemli. Bu farkındalık amacından sapmış yeme içme alışkanlıklarımızı daha iyi tespit etmemizi ve bunları düzeltmemizi sağlayacaktır. Bu sayede doğru beslenmeye her geçen gün daha çok yaklaşabiliriz. Zira zevk almak, stresimizi azaltmak, mutlu olmak ve sosyalleşmek için bir şeyler yemek zorunda olmadığımız çok açık. Halbuki yaşamak ve beslenmek için yiyip içmemiz şart. Ve beslenme kalitemiz yaşam kalitemizin en önemli belirleyicilerinden biri.
Doğru Beslenmek, Doğru Düşünmek kategorisinde yayınlandı | Etiketler:beslenmek, Sağlık, yemek
Kolayla mutluluk?
Kola reklamının mutluluk ile yapılması kaç kişiyi rahatsız ediyordur acaba? Çok fazla olduğunu sanmıyorum. Ben reklamı her gördüğümde koladan biraz daha uzaklaşıyorum doğrusu. Bu reklam, bana her seferinde kolanın ne kadar zararlı bir şey olduğunu hatırlatıyor.
Kolanın her hangi bir yararı yok. Hatta yararından çok zararı olduğu herkes tarafından biliniyor. Kolayla neler yapılabileceğiyle ilgili mail zinciri bir çok kişiye ulaşmıştır. Peki insanlar bunun bu kadar farkında oldukları halde neden içiyorlar? Sadece tadı güzel olduğu için mi? Hiç sanmıyorum. Alışkanlıklarımız ve duygularımız bir çok konuda olduğu gibi yediğimiz, içtiğimiz şeyleri seçerken de bizi çok etkiliyor.
Yediğimiz ve içtiğimiz hemen her şeyi alışkanlıklarımıza, isteklerimize ve bize hissettirdiği duygulara göre seçiyoruz. Doğru ve bedenimiz için sağlıklı olan şeyleri değil, istediğimiz, kolayımıza gelen ve kendimizi iyi, mutlu hissettiren şeyleri yiyip içiyoruz.
İstediğimizi yiyip içmekte özgürüz. Tabii ki sonuçlarına ve etkilerine katlanmak şartıyla!
Doğru Beslenmek, Mutluluk, Sağlık kategorisinde yayınlandı | Etiketler:alışkanlıklar, kola, Mutluluk
3 Faaliyet
4 Durum yazısında insanın hayatından memnun olmasının 4 ana durumuna (Zihinsel, Fiziksel, Çevresel, Finansal Durumlar) bağlı olduğunu yazmıştım. Peki bu 4 durumu etkileyen şeyler neler? Bu 4 durumu daha iyi hale getirebilmek için nelere dikkat etmemiz gerekir?
Yazıda da belirttiğim gibi aslında bu 4 durum da birbirini bir şekilde etkiliyor. Dolayısıyla her hangi bir durumu etkileyen şey aslında direkt veya dolaylı olarak diğer durumları da etkileyebiliyor. Bu 4 durumu etkilediğini düşündüğüm 3 ana faaliyet var.
- Doğru Düşünmek
- Doğru Beslenmek
- Doğru Çalışmak (Hareket Etmek)
Bu 3 ayrı faaliyetin ve sonuçlarının birden fazla durumu etkileyebileceğinin farkında olmak ve ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor.
Doğru Yaşamak‘ta, genel ve faaliyetlerin durumlara etkileriyle ilgili, sadece bir faaliyeti değil birden fazla faaliyeti ilgilendiren konularla, aralarındaki çelişkilerle, kendi içlerindeki çelişkilerle ilgili değerlendirmeler yanında; tek bir faaliyete özel, daha spesifik, daha çok bilgi içeren yazılar da yer alacak. Bu yazıları yukarıda belirttiğim 3 kategori altında değerlendirmeye çalışacağım.
Kalsiyum – Süt ve Hayvansal Gıdalar Hakkında Bilmediklerimiz
Kemik erimesinin ilk nedeni genel olarak bilindiği gibi kalsiyum eksikliği değildir. İlk neden protein fazlalığıdır. Hayvansal gıdalar ve süt ürünleri, sülfür oranı yüksek protein içerir. Sülfür ve kolay sindirilemeyen protein, asit oluşmasına neden olur. Vücut, alkali halini geri kazanmak ve korumak için kemiklerdeki kalsiyumu kullanır. Kana karışan kalsiyum idrarla birlikte bedenden atılır. Aynı zamanda inek sütündeki fosfor, kalsiyumun emilimini de azalttığı için inek sütü insan vücudu için kesinlikle iyi bir kalsiyum kaynağı değildir. 
Peki kalsiyum ihtiyacını nelerden karşılayabiliriz? 100 gr inek sütü 118 mg kalsiyum içerirken aynı miktarda badem 254 mg, brokoli 130 mg, sardalye 400 mg, esmer su yosunu 1093 mg, susam tohumu 1160 mg kalsiyum içerir.
Mutlaka süt içilmek isteniyorsa da keçi sütü tercih edilmelidir. Keçi sütü insan vücudu için daha uygundur. Daha alkalik yapıcıdır. Aynı oranda protein, kalsiyum, fosfor ve diğer besinleri içerir. Daha az yağ içerir. Daha kolay sindirilir. Daha düşük kalorilidir.
Hayvansal gıdalar hakkında ”bilmediğimiz” daha bir çok şey var…
Doğru Beslenmek, Sağlık kategorisinde yayınlandı | Etiketler:hayvansal gıdalar, kalsiyum, keçi sütü, kemik erimesi, Sağlık, süt
4 Durum
Bir insanın hayatından memnun olmasının ve doğru yaşadığını düşünmesinin 4 ana belirleyicisi olduğunu düşünüyorum.
- Zihinsel Sağlık Durumu
- Fiziksel Sağlık Durumu
- Çevresel Durumu
- Finansal Durumu
Bu 4 durumun birbirleri üzerinde etkileri mevcuttur. Dolayısıyla her hangi birinin durumu direk ve/veya dolaylı olarak diğerlerini pozitif veya negatif yönde etkileyebilir. Bu yüzden aralarındaki ilişkinin farkında olmak ve hepsinin denge içinde olmasını sağlamaya çalışmak çok önemlidir.
Aralarındaki ilişkinin farkında olmanın yanında, önem sıralarının da farkında olmak gerekir. İdeal önem sırası yukarıdaki şekildedir. Fakat günümüzde tam tersi bir önem sırası varmış gibi hareket edildiğini de sıklıkla görebiliriz. Bu 4 durumun yanlış önceliklendirilmesinin ve aralarındaki ilişkilerin farkında olunmamasının insan hayatına etkisi büyüktür.
Sağlık, Temeller kategorisinde yayınlandı | Etiketler:dogru yasamak, modern yaşam, Sağlık
Su içmek
Vücudumuzun, toksinleri vücut dışına atması için bir kaç yöntem vardır. Bunlardan en temelleri idrar ve terleme yoluyla atılmasıdır. Ne kadar çok su içersek, daha çok toksinin kandan temizlenmesini ve dışarı atılmasını sağlayabiliriz. Böylece günlük temizleme kapasitemizi daha verimli kullanabiliriz. Tabii ki içtiğimiz suyun ne kadar temiz olduğun bu süreçte önemi çok yüksektir. Ayrıca böbreklerimizin de belirli bir kapasitesi olduğu için günlük su tüketimimizi gün içine yaymamız önemlidir.
Detoks
İnsan vücudu, sindirim sisteminin, solunumun ve metabolizmasının yarattığı doğal kirlenmeyi temizleyebilecek kendi iç temizleme sistemine sahiptir. Fakat modern yaşamın neden olduğu kirlenmenin bu temizlik sistemi tarafından aynı hızda temizlenmesi mümkün değildir.
Günümüzde, birkaç yüz yıl önce, bir insanın tüm hayatı boyunca alabileceği toksini bir günde alabiliyoruz. Kötü beslenme alışkanlıkları, çevre kirliliği, yiyeceklerdeki kimyasal katkılar, su, kozmetikler, diğer ev kullanım ürünleri, ilaçlar…, hepsi vücudumuzda toksik atık oluşturmaktadır.
Vücudumuzda, temizleme kapasitesinden fazla toksik atık bulunduğunda, temizlenemeyen atıklar vücudumuzun çeşitli yerlerinde birikmeye başlarlar. Bu da vücudumuzda sürekli bir toksik olma durumu yaratır. Temizleme sistemimiz sürekli olarak bu toksikleri vücut dışına atmak için uğraşır. Bu da bağışıklık sistemimizi, vücudumuzun direncini güçsüzleştirir.
Detoks aslında vücudumuzun kendi temizlik sisteminin yaptığı temizliktir. Doğal bir süreçtir. Fakat günümüzde vücudumuzun normal temizleme kapasitesinin çok üzerinde toksine maruz kaldığımız için, vücudumuzu gerçekten temizlemek istiyorsak özel çaba sarfetmemiz gerekir. Bu özel çaba da öncelikle vücudumuzu nelerin kirlettiğini öğrenerek onları olabildiğince azaltmak ile başlar ve vücudumuzdaki kirlilikten nasıl kurtulacağımızı öğrenerek, bunları uygulamakla devam eder.
Doğru Beslenmek, Sağlık kategorisinde yayınlandı | Etiketler:detoks, modern yaşam, vücud temizliği
Kaderini sev-belki seninki en iyisidir
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.
Güneş onu yakıp kavurur.
O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.
“Ol” der Tanrı. Güneş oluverir.
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister. “Ol” der Tanrı. Bulut olur.
Rüzgar alır götürür bulutu, rüzgarın oyuncağı olur.
Rüzgar olmak ister bu kez. Ona da “Ol” der Tanrı.
Rüzgar her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.
Herşey karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Ordan esen burdan eser, kaya banamısın demez!
Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı…
Sırtında bir acı ile uyanır….
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır…
“Amor Fati – Nietzsche “
Kategorisiz kategorisinde yayınlandı | Etiketler:kader, Nietzsche, Şiir
Güzel kokulu sinek kovucu ilaçlar
Sağlığımıza ne kadar dikkat ediyoruz? Ve sağlığımızı koruma konusunda ne kadar bilinçliyiz? Maalesef günümüzde sağlığımızı koruyabilmek için bilinçli olmamız gerekiyor. Farkında olmadığımız ve daha da kötüsü doğru sandığımız o kadar çok yanlış var ki.
İnsanlık tarihinin 3,5-4 milyon yıl önce başladığı düşünülüyor. Medeniyetlerin başlaması ise 3000 yıl önce olarak kabul ediliyor. Sanayi devrimi 250 yıl önce gerçekleşti. Ve sadece yaklaşık 100 yıldır doğamızdan hiç olmadığımız kadar kopuk yaşıyoruz. Üstelik bunun farkında bile değiliz. (İdeal Sağlık İçin Canlı Besinler)
Sağlığımızın doğamıza ve dolayısıyla doğallığa ne kadar yakın olduğumuza bağlı olduğunu düşünüyorum. Doğal olmayan yediklerimiz, içtiklerimiz içinde o kadar çok zararlı/yabancı maddeler var ki, bunların farkında bile değiliz. Soluduğumuz hava bile yeterince temiz değil. Artık bir çok hastalığı normal kabul ediyoruz. Doğal bir ortamda ve tamamen doğal yaşayan bir insanın sağlıkla ilgili hiç bir problemi olmayacağını düşünüyorum. (Genetik bir problemi olmadığı sürece)
Yaşadığımız modern hayatın bizden aldığı en önemli şey doğal yaşam. Ne yazık ki yerine koyduğumuz şeyler bizi hemen rahatsız etmiyor. Saf/doğal su içmediğimizde hemen ölmüyoruz veya hastalanmıyoruz, fakat suyun içindeki yabancı maddeler vücudumuza yavaş yavaş yerleşiyor. Doğal yiyecek yemediğimizde hemen hastalanmıyoruz fakat içindeki tarımsal ilaçlar, yabancı maddeler yine yavaş yavaş vücudumuza yerleşiyor. Senelerce yerleşen bu yabancı maddeler vücudumuzun bağışıklık sistemini yoruyor ve belirli bir eşik değeri geçildikten sonra vücudumuz alerjiler, kronik hastalıklar ve çeşitli semptomlar ile alarm vermeye başlıyor. Bunları çağımızın hastalığı diyerek kabul ediyoruz. Asıl nedenlerine inerek yok etmek yerine çeşitli yöntemlerle gidermeye çalışıyoruz.
Sevdiğim bir benzetmeyle ifade etmek gerekirse; etrafımızdaki çöpü, koktuğunda ve sinekler uçuşmaya başladığında farkediyoruz. Yeni çöplerin gelmesini engelleyip, biriken çöplerden kurtulmaya çalışmak yerine güzel kokulu sinek kovucu ilaçlar kullanıyoruz. Halbuki çöp hala orada ve üstelik birikmeye de devam ediyor! Asıl yapmamız gereken önce çöplerin gelmesini engellemek, sonra biriken çöpleri temizlemek. Bunları yaptıktan sonra bir daha ne sinek gelir ne kötü koku oluşur!
Doğal Yaşam, Sağlık kategorisinde yayınlandı | Etiketler:Doğal Yaşam, modern yaşam, Sağlık