Gönderen: DogruYasamak | 14/05/2009

Karar Vermek ve Doğru Yaşamak

Verdiğimiz kararların ve bu kararlar sonrasındaki davranışlarımızın hayatımızı oluşturduğunun ne kadar farkındayız acaba? Dolayısıyla verdiğimiz kararların doğruluğu ve bu kararları davranışa dönüştürebilme yeteneğimiz, yaşadığımız hayatın doğruluğunu, doğru yaşamamızı etkiliyor. Peki doğru karar verdiğimizden ne kadar eminiz? Karar verme sürecimiz ne kadar sağlıklı çalışıyor? Karar vermemizi etkileyen şeyler ne? Ve bunlar ne kadar sağlıklı durumda?

Verdiğimiz kararlardan sadece kendimiz sorumluyuz. Dolayısıyla hayatımızın da tek sorumlusu biziz. Daha doğru bir hayat yaşadığımızı hissetmek için verdiğimiz kararların daha doğru olmasını sağlamalıyız. Bu da öncelikle kararlarımızı etkileyen şeylerin farkında olmaktan geçiyor.

Kararlarımızı ve davranışlarımızı etkileyen iki şey var; düşüncelerimiz ve duygularımız. Düşünce ve duygularımız ise tamamen algılarımızla ilgili. Yani algıladıklarımız,  düşüncelerimizi ve duygularımızı oluşturuyor. Ve nasıl algıladığımız ise o ana kadarki düşünce ve duygularımızın oluşturduğu zihinsel yapımıza göre belirleniyor. Algılama sonrasında oluşan düşünce ve duygularımız bizi bir karar vermeye yöneltiyor. Verdiğimiz kararlar sonrasındaki davranışlarımız ise  hayatımızı oluşturuyor. Ayrıca bu süreç her tekrarlandığında zihinsel yapımız tekrar programlanıyor, değişiyor. Ve aynı şeyle tekrar karşılaştığımızda farklı bir şekilde algılıyor, farklı şeyler düşünüyor, farklı hissediyor ve farklı bir şekilde davranabiliyoruz.

Bunlar arasında düşüncelerimiz; algıladıklarımızı, duygularımızı, kararlarımızı ve davranışlarımızı etkileyen ve birbirine bağlayan, değiştirebilmemiz için üzerinde direk kontrol sahibi olabileceğimiz/olabildiğimiz tek şey. Zaten bu yüzden bir işi önce zihnimizde bitirmemiz gerekiyor! Ve pozitif düşüncenin bu kadar önemli olmasının, hayatımıza bu kadar çok etki etmesinin tek nedeni bu!

Gönderen: DogruYasamak | 05/05/2009

Özgürlük ve Onaylanma

Bir önceki yazıda belirttiğim kitabın tam adı ”Mutluluk Paradoksu – Özgürlük ve Onaylanma”.

Kitapta çağımızda, ”Mutlu muyum?” sorusunun içinde iki ayrı sorunun olduğu belirtiliyor: ”Gerçekte ne istiyorum” ve ”Nasıl yaşamalıyım?” Bu sorulardan ilkine verilecek cevap kişinin özgürlüğünü ve gerçek benliğini sorgulamaya yöneltirken, ikincisinin cevabı ise kişinin dışarıyla, dünyayla olan etkileşimini ahlaki açıdan sorgulayarak çevresi tarafından ne kadar onaylandığını sorgulamaya yöneltiyor.

Her iki sorunun cevabı da bir çok noktada bir biriyle çeliştiği için mutluluk kendi içinde bir paradoks oluşturuyor. Düşündüğümde beni mutlu edecek bir çok kararın, gerçekten özgürlük ve onaylanma arasında bir seçim yapmak olduğunu görebiliyorum.

Gönderen: DogruYasamak | 05/05/2009

Mutluluk Paradoksu

Doğru Yaşamak adında bir blogun ana konularından biri de tabii ki mutluluk. Uzun süredir farklı şeyler düşündüğüm ve okuduğum bir kavram. Fakat dün aldığım Mutluluk Paradoksu kitabı daha ilk sayfalarından beni etkilemeye başladı. Aşağıda kitabın giriş bölümünün ilk paragrafını paylaşıyorum.

happiness

happiness

“Geçenlerde Amman’a gittiğimde (babam Ürdünlüdür), amcalarımdan birine, mutlu olup olmadığını sordum. Bir süre bana işinden, ailesinden, onların sağlık durumlarından, dedemden, ekonominin gidişinden söz etti. Ben ise söyledikleriyle yetinmeyip ”İyi de gerçekten mutlu musun?” diye ısrar ettim. Bir an durup boş boş yüzüme baktı. O zaman, tıpkı Oxford’u ilk kez ziyaret eden birinin okul binaları, oyun alanları, müzeler, fen bilimleri bölümleri ve idari binalar kendisine gösterildikten sonra, Gilbert Ryle’a ”Peki, üniversite nerede?” diye sorarken yaptığı türden bir mantık hatası yaptığımı fark ettim. Amcam için, bu Batılılara özgü soru, gereğince yaşanmış iyi bir hayatı oluşturan unsurlardan soyutlanmış haliyle, hiç bir anlam taşımıyordu”

Bu şekilde düşününce ne kadar tuhaf geliyor değil mi? Peki nereden geliyor bu mutluluk? Mutluluk deyince neyi ifade ediyoruz. Onu da, kitaptan şimdilik öğrendiğim kadarıyla bir sonraki yazıda açıklamaya çalışayım.

Gönderen: DogruYasamak | 05/05/2009

Kısa ve Öz

Bu bloga yazarken en çok dikkat etmeye çalışacağım şey kısa ve öz yazmaya çalışmak olacak. Bunun çok zor olduğunu biliyorum. Hele blogun ana konusunun göreceli doğrular olduğunu düşününce… Mutlaka uzun yazılar da olacaktır. Fakat olabildiğince kısa tutmaya çalışacağım.

Gönderen: DogruYasamak | 05/05/2009

Doğru: Göreceli Doğru

Düşünen herkes, her ne düşünüyorsa düşünsün kesinlikle kendine göre haklı. Bu blogda yazılacak her şey kesinlikle birilerine göre doğru. Fakat size göre olmayabilir. Ayrıca başka bir zaman, başka bir yerde o birileri için de doğru olmayabilir.

Hayatta öğrendiğim en önemli şeylerden biri ispatlanamayan hiç bir şeyin kesinlikle doğru olduğunun söylenemeyeceğidir. İspatlanamayan her şey göreceli doğrudur. Yani belirli bir zamanda, belirli bir yerde ve belirli birileri için. Yer, zaman ve kişiler değiştikçe doğruluğu da değişebilir.

Böyle bir blog açmaya karar verdiğimden beri ilk yazmak istediğim konu tam olarak da bunun gibi bir şeydi. Umarım yeterince iyi bir şekilde ifade edebilmişimdir.

« Yeni Yazılar

Kategoriler

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.